Adil Maviş

Felsefem

“Bardağın hangi tarafından baktığın önemli ama içindeki suyu hatırlayıp içmek daha önemli”

Herkes mutlu olmayı hak eder. Bu hak verilmez kazanılır. Kazanmak için savaşmayı seçenler mutsuzluklarıyla mutlu olmayı öğrenmek zorunda kalırlar. “Başarı” ve “Mutluluk” birbirine karıştırılan kavramlardır. Her ikisi birbirini olumlu ve olumsuz etkileyebilir ancak başarının getirdiği mutluluk her zaman daha çabuk tüketilir.                

Sorunları “Sorun” hâline getirenleri gözlemlediğimde bunun bazen kişilik bazen karakterden kaynaklandığını gördüm. Karakter değişmez ve kişilik geliştirilebilir. Farkındalığı geliştirerek, karaktere rağmen kişilik geliştirilebilmektedir. Bunun için kişinin kendini tanıması kişisel algılama filtrelerini tanımlaması gerekir. Algılamalarımızın oluştuğu “Bilinç-Bilinçaltı ilişkisi” verimli çalıştığında bütün hastalıklar, sorunlar, zorlanmalar kişinin gelişimine değer katar. Kendi bilinçaltı ile uyumunu yitirenler kendi ihtiyaçlarını göz ardı ederek başkalarının arzu ve beklentilerine (mutluluğunu) hizmet eder. Bütün psikolojik sorunlar, temelde duyguları sağlıklı bir şekilde deşarj edememek ve olumsuz duyguları olumlu değerlere dönüştürememekten kaynaklanır.

Ön yargılarımız hayatı algılayış biçimimizin anayasasını oluşturur. Ön yargılar toplum, aile, çevre gibi dış etkenlerin üzerimizde yarattığı güçlü ve programlanmış etkilerdir. Bu etkilerin farkına varamadan bir ömür boyu geçebilir. Fark etmekle içsel çatışmalarımız oluşur. Bu çatışmaları (programı) çözememek mutsuzluklarımızın temel kaynağını oluşturur. İnsanlar cevabını bulamayacakları veya bilemeyecekleri bir soruyu soramaz. Doğru soruları sorabilmesi, sorunun yaratıldığı boyutta gerçekleşmez. Bu boyutun dışına çıkıp öz değerlendirmede bulunduğunda kişi negatif transını bozup pozitif trans hâline geçebilir. Boyut değiştirmek sadece ölmekle gerçekleşmez, arif ve ermişlerin sırrı boyutlar arası geçişlerin sırrını öğrenmiş olmalarıdır.

Yaşam kalitenizi belirleyen en önemli kriter zihninizi neye odaklayacağınızı öğrenmiş olmanızdır. Bir projeksiyon cihazı gibi dikkatinizi neye verirseniz onu kendinize görünür hâle getirir ve dolayısıyla olumlu olumsuz etkilerini de bir mıknatıs gibi kendi dünyanıza çekersiniz. Hadi şimdi hayatta sizi “Neler beni mutsuz ediyor” sorusunun cevabına odaklanın ve birkaç dakika düşünün bakın neler olacak?

Hayattaki nesnel veya soyut her şey olması gerektiği gibi değil sadece olduğu gibidir. Ama biz yine neden ve niçin sorularını sorarken beynimizde olması gereken bir şablona oturtarak anlamaya çalışırız. Dikkatinizi neye verirseniz onu büyütürsünüz. İstemediklerinizi düşünmek kabuslarınızı, istediklerinizi düşünmek mutluluklarınızı çoğaltır. Bütün sorunların kökü geçmişteki yaşanmışlıklarla ilgilidir.  Geçmiştekileri affetmediğimiz için takılır ve kendimizi affetmediğimiz için de geleceğimizi ipotek altına alırız. 

“Özgürlüğe giden yolun başlangıcı kendini bilmektir. Belki sonu da kendinden geçmektir.”

Bir çocuğa kazandırabileceğiniz en güzel miras ona “içinden geldiği gibi davranma” özgürlüğü vermektir ve onu “olduğu gibi severek” özgüveninin geliştirmesine değer katmaktır. En büyük dersi hayatta en çok güvendiğin kişiler verir. Yaşadıkların güvensizlik sorunu yaratabilir. Güven tek kullanımlıktır ve bittiğinde kişiden öğrendiklerine şükret ve hayatından çıkmasına izin ver. Kendine değer vermeyenleri hayatınızda tutmaya devam ederseniz onların sevdiklerine de zarar veremeye başladıklarını görürsünüz. Hayatınızdan çıkartamadığınız durumlardan uzak durun.

 Hayatta biriktirdiğin şeyler mutlu etmez, tükendiğin şeyler de seni bitirebilir. Huzur çok şeye sahip olmak değil, az şeye ihtiyaç duymaktır. 

“Siz hiç olumsuz düşünmez misiniz?” diye soranlar oluyor. Ben de cevap veriyorum “Ben her yönümü seviyorum ama bazılarını daha çok.” Hayatıma giren herkes benim kendimi daha iyi tanımama katkı sağlamıştır. İnsan olumsuz olaylardan olumlu olaylara göre daha çok şey öğrenme potansiyeline sahiptir. Ama bazılarımız bu potansiyeli “bundan öğrenmem gereken şey ne?” Sorusunu sormak yerine “Bu benim başıma niye geldi?” diyerek kurban rolüne girmeyi tercih eder.

Sen kendini kurban görürsen eline bıçak alan çok olur.

Aşırı kilolarımız “İçimizdeki mutsuzluğun” dışımıza yansımasıdır. Baskılayarak veya diyet yaparak kaybettiğimiz kilolar bizi daha mutlu yapmaz.

Hatırlamak istediğin şeylere yer vermek için unutmak istediğin şeyleri affet.

Alın yazımı değiştiremem ama yazarıyla aramı iyi tutabilirim.

Yapamayacağım şeylere odaklanarak yapabileceklerime haksızlık yapmayacağım.

Hep “Akıllı ol” dediler. Kabul etmedim tabi. Deli miyim ben?

Sen sorunların kalitesini arttır. Yaşam kaliten mutlaka artar.

Bu web sitesi çerezler kullanır ve tarama verilerinizi geliştirmek için kişisel verilerinizi ister.